Serbest


Yelkenler fora!…
Üstüne üstüne süreceğiz nankörlüğün, vefasızlığın…
Tam ortasından geçeceğiz kıymet bilmezliğin…
Yaralanacağız, yıpranacağız, ve geri dönüşümüz olmayacak!..
Fora elkenler! Fora!…
Ve herkes tutunsun direklere, şapkalarını tutsun,
battığımız yere kadar…
Battığımız yerde, elbet alırlar bayrağımızı,
birkaç hayat öteye dikerler elbet…
Fora yelkenler ve herkes vazgeçsin benliğinden,
Arkada bıraksın ruhunu,
ve bana, bu denizlerin tahta bacaklı yaşlı korsanına,
teslim etsin iradesini…
Ve beklesin, ve tutunsun bir yerlere.

Yelkenler fora!
Gemileri değil, sahilleri yaktık biz…

Elleri kirli sokak çocuğu…
Hangi sokağın çocuğusun ki acaba? Kendi sokağının mı? Ellerin kendi sokağında mı kirlendi?
Kirlenmezdi elbet…
Aslında kirletmezdi o kirler ellerini, zira kendi sokağının kendi kirleriydi onlar. Kirli sayılmazdın o zaman, çünkü onlar o sokağa aitti, sokak da sana…

Elleri kirli sokak çocuğu…
Kirli ki, başka bir sokaktan almış tozunu, siyahlığını.
Başka bir sokağın çocuğu olmalısın sen, başka çocukların sokağının sokak çocuğu.
Bu sokak senin değil, ama sokak sana sahip gibi…

Belki de dünyanın en güzel çocuğu sensindir.
Ama göremiyorsun ki…
Aynan yok çünkü. Arabaların camları ise yeterince güzel göstermiyor seni, aynaları da çok küçük. Mağaza vitrinleri? İçeridekiler evini özletiyor sana, hiç güzel çıkamıyorsun…
Dünyanın en güzel çocuğu olsan bile, bilemiyorsun…

Senin de var ya bir sokağın, hani ellerini kirletmeyen…
Keşke sen hep orada kalsaydın. Başka sokaklar sana sahip olacağına, sen kendi sokağına sahip olsaydın. Başka sokakların sokak çocuğu değil, kendi sokağının çocuğu olsaydın keşke…