27.04.08 20:04
Kalabalığın arasında yürüyordu, ama bir tek o değişik yürüyordu. Kalabalık pazar gününün miskinliğini sonuna kadar yaşıyor, hiç bir yere yetişmemek için yavaş yavaş ilerliyorken; o, yetişeceği bir yer olmamasına rağmen bütün hızıyla kalabalığın arasından sıyrıla sıyrıla yürüyordu. Her beş adımda bir, sonraki beş adımını istemsizce planlıyor, hareketli gurupların aralarındaki boşluklardan kıl payı zamanlamayla geçiyordu. Her an dalgın bir hanımefendiye olanca hızıyla çarpıp çantasını yere düşürecek, varını yoğunu etrafa saçacak zannediyordunuz ama o, büyük bir ustalıkla, hiç kimsenin kılını kıpırdatmadan yarıyordu kalabalığı. Uzun boylu olmasa, herkes bir saniyeliğine görebilecekti onu. Zira bir gurubu geçtikten hemen sonra öndeki gurubun önüne geçiyordu. Düşünüyordu anlaşılan, düşündüğü zaman böyle yürürdü zira. Sanki adımlarındaki hareket enerjisini düşünce gücüne çeviren bir mekanizmaydı vücudu, o da daha çok enerjiye ihtiyaç duyuyor, kıyasıya çalıştırıyordu bu mekanizmayı. Etrafında su gibi akıp giden binaları, dükkanları belki bir silüet gibi görüyor, ya da hiç görmüyordu.
Saçları uzun ve düzdü, bir karış arkasından takip ediyorlardı onu. Masmavi giyinmişti. Ayakkabıları gözle görülür şekilde eskimişti. Elbisesinin uzun kollarını dirseklerine çekmişti. Elinde, bu hızla yürümenin vücudunda ürettiği ısıdan dolayı, soğuğa rağmen giyme ihtiyacı duymadığı bir hırka vardı. Kaşları ince, gözleri çekikti. Burnu ve dudakları, kulaklarının aksine büyükçeydi. Uzun parmaklı zarif elleri ve bu hızla yürümesini mümkün kılan uzun ve güçlü bacakları vardı. Yürürken bazen durduk yerde sağ elini sağ bacağına vurarak, beyninde biteviye çalan, başka kimsenin duymadığı bir müziğin ritmini ustalıkla tutuyordu.
Yürüdü, yürüdü… Ta ki, güzel bir genç kızın yüzü, yahut ilginç bir tiyatro afişi, ya da bir sokak köpeğinin kalabalık insan topluluğuna karşı cesurca havlaması, onu düşüncelerinden çekip alıncaya dek. Birden etraf netleşti, insanların sesleri bir uğultudan, anlamlı cümlelere, en azından cümle parçalarına dönüştü. Annesinden dondurma isteyen bir çocuğu, arkadaşının şakasına kahkahayla gülen bir delikanlıyı duydu. Adımlarını yavaşlattı. Hizasındaki dükkanın vitrin camındaki yansımada, kalabalığın arasında kendisini buldu. Yine kambur yürüyordu. Sayısız kez ikaz etmişti annesi onu bu yüzden. Duruşunu dikleştirdi, dağılan saçlarını düzeltti. Saatine baktı. Biraz daha beklemesi gerekiyordu. Bir yerde durup dikilerek beklemekten nefret ederdi, zira amaçsızca yürümesinin tek nedeni buydu. Fakat caddenin sonuna iyice yaklaşmıştı. Bir an durup düşündükten sonra gerisin geriye döndü ve istemsizce hızlandırdığı adımlar atarak kalabalığın arasında gözden kayboldu…
”DALGIN“ icin 9 Cevap
Yorumlar:
Bir cevap birakin
Yorum yapmak icin giris yapmalisiniz.
Apr 28 2008 at 9:09 am
hikayeyi büyük bir heyecanla okurken, birden bitti. herşey çok güzel giderken bitmesini anlayamadım açıkçası. neden o kadar hılza geldi, biri ile buluşma gibi birdurumu vardı belli, ama sonra bakıyoruz ki, hızla geldiği o noktada durup beklemedi kimseyi, kalabalığa girip kayboldu! ee bu kadar gelmesinin amacı neydi, neden buluşmadı, bir şeylerde bi eksiklik var hikayede ama ! devamı gelir inşallah. eksik bir hikaye gibi geldi bana, tamamlanmamış, noktası konuşmamış…
Apr 28 2008 at 10:46 am
Yorumunuz için teşekkür ederim. Bu bir tasvir yazısı olduğu için amaç hikayeyi tamamlamaktan çok karakterin durumunu tasvir etmek. “Neden yürüyor, nasıl yürüyor, nasıl görünüyor” cevaplanmak istenen sorular, fakat bir sonuç aranmıyor. Yalnızca betimleniyor.
Apr 28 2008 at 11:18 am
değerli kardeşim, açıklaman için teşekkürler. evet haklısın. bende sonradan farkettim tasvir olduğunu ama ne bilim işte, heyecanla bir şeyler beklerken, tam şimdi çıkıcak herhalde, yada herhalde başına bir şey gelecek derken duruyor ve o kadar yolu hızla katetmiş olsada hiç bir şey olmamış gibi kalabalık içinde kayboluyor…
kaleminize kuvvet, yüreğinize sağlık.
yazılarınızın devamı dileğiyle…
Apr 30 2008 at 5:21 pm
Evet. Yakup abi senin değin gibi bende hissettim aynılarını.Demekki içeriğe değil karakterlere bakacakmışız hımm. Şimdi anlıyorum. Teşekkürler bakın bir şey daha öğrenmiş oldum
Selçuk Abi çok teşekkürler………….
May 25 2008 at 11:10 am
Açıkçası bende Yakup Abi gibi birşeyler olacağını düşünüyordum ve yaznın sonunda iyi yada kötü birşey bekliyordum.Ama tam geleceğini sandığım anda bitti.Fakat betimlemeler gerçekten çok hoş.
Yazı için çok teşekkürler Selçuk Abi.Emeğine sağlık…
Nov 02 2008 at 5:09 pm
yazılarınız çok güzel betimlemelerinizde öyle devamlarını diliroruzz(::
Mar 25 2009 at 2:06 pm
ben öle betimlemeniz güzel miş yok noktalama işaretleri yerli yerinde efendime sölim büyük küçük ünlü uyumuna uyulmuş giriş gelişme sonuç bölümü harikulada gibi şeyler bilmem zaten bisemde ne faydası var dimi :)) okudum ve güzel geldi iyide merak ettim bu çocuk herkesden farklı nasıl yürüyo
Mar 27 2009 at 7:57 am
Herkesten farklı yürür o..
Apr 04 2009 at 9:48 pm
farkı var çünkü o selçuk abinin kaleminden çıktı yürümese bile kalemin gücü yüreğinin TEMİZLİĞİ farklı kılabilmeye yeterli olabileceğini düşünüyorum..
KALBİNİZİN SAHİBİNE EMANET OLUN HER ZAMAN YAZILARINIZIN YÜREĞİNİZİN YANSIMASININ OLDUĞUNU DÜŞÜNEREK VE bilerek BU KADAR EMİN KONUŞABİLİYORUZ YÜREĞİNİZİN TEMİZ OLUŞUNDAN…